tefekkur
09-12-2009, 03:37
Modernist-Rafızi ittifakının Hastalıkları..
Bazı islamcı takılan dernek vakıf dergi gazete site tv radyo panel seminer vs yayınlarda tamamen Sosyalist ve Komünistlerin özentisi göze batmaktadır. Tamamen İslami akideyi bırakıp Sol İdeallere tabi olmuşlardır.. Bu Modernistler hakkında çok kısa öz ve özet bir tahlilde bulunalım..
Bunlar Gulat Mürciedirler yani bir tür Laiktirler. Ayrıca Hak rızasını esas almak yerine Halkçılık taslamak ve Demokrasi, Sosyalizm; Öte yandan Rafızilere gül gülücük dağıtıp Selefileri ısırma.. İhanet ve Hastalık çok..
Bin küsur sene önceydi, Halife ve sultanlarımız, Ehli Sünnet Alimlerinin de Şeyhülislamlığı ışığında hiçbir sapık fırkaya göz açtırmıyordu, gulat derecedeki sofiyye, şia, felsefeciler, havaric vs vs.. hepsinin kuyruğuna basıldı tek tek.. Ve bu bin küsur sene boyunca hep böyle devam etti. Bidatçi Tahrifatçı fırkaların kuyruk acısı ta bin küsur sene öncesinden itibaren bazı sapıkları bir araya getirdi ve şer ittifakı kurdular..
Özellikle İtizalle Rafızilerin tangosu meşhurdur. Rafızilere göre Ehli beyt ezilmekte idi, İtizale göre ise hür düşüncenin aklın önü tıkanıyordu. Bu sözde Ehli beytçilerle Akılcı kesim birlik oldu ve bazı mezhebi kaynaşmalar da ortaya çıktı neticede malumdur ona girmeyeceğim..
Bu gün de aynı şer ittifakı birlik olup tarihe ecdada sövmektedir, yerli ve yabancı tağutları ve kafirleri facirleri sapıkları bırakıp iki şeye aynı hınçla ve hırsla saldırmakta kuduz köpekler gibi ısırmaktalar. Birincisi şanlı şerefli İslam Halife ve Sultanlarına ve Alimlerine; ikincisi de günümüzdeki Ehli Sünnet Selefi Mücahidlere.. Eskilere zalim diktatör İstibdatçı diye havlamaktalar yenilere ise Terörist diye havlamaktalar…
Öte yandan Tağutlarla işbirliğini, ümmete ihaneti de elden bırakmamakta bu Mealci ve Rafızi şeytani-şer ittifakı!
İşin bir garabet yanı da şu ki; Sofiye yi şeyhlere teslimiyet verdi ve taklitde aşırı gitti diye kınayan reyci mealci itizalci modernist kesim, Ayetullahlarına ilah gibi tapan Şiilere gelince dilleri bir yerlerine kaçmakta, gıkları çıkmamaktadır… Bu, biri “ben bilirim” ci olan akılcı kesim ile öbürü tam tersi “efendim bilir” ci seyitlere imam ve Ayetullahlarına tapan taklitçi sömürücü kesim arasında bunca uçurumlar varken bir araya getiren şey de nedir?
Tabi ki ortak, tarihi kuyruk acıları..
“Yahudiler ve Rafıziler” adlı veya “Mürted Suudi ve Rafızi İran” veya
“Sebei-Büveyhi-Fatımi-Safevi-Republici..” gibi başlıklarda yazdığım bir çok makalemde Rafızilerin tarih boyunca yapageldikleri küfür ve ihanetlerini teşhis ve deşifre etmiştik. Dileyen o yazılarımıza baksın. Şimdi daha çok Modernistlere değinmek istedim..Ayrıca “Mealciler ve Vahdetivücutçular” da da her iki kesimin de laik-batıni-hurufi küfrünü yazmıştık.. Her iki kesimin de Şeriatsız Amelsiz bir İslam üretme çabasında olduğunu deşifre etmeye çalışmıştık…
Özellikle günümüz Modernistlerinde bir Solculuk özentisidir var sormayın. Tabi bunları yani sol ve halkçı idealleri-akideyi ve kelimeleri lafızları isimleri sözde İslamileştirip ya da benzer bazı yanları İslamdan cımbızlayıp onları öne çıkartarak yapmışlardır bu işi..
Hak çılık kaidesinin yerini Halk çılık ve halka hizmet, halka danışmak,
halkın çoğunluğuna tabi olmak veya hitab etmek gibi zırvalar alarak tamamen
kafir oldukları gibi; İman Esaslarının yerini Solcu İdealler, İslami Lafızların yerini Solcu Demokrat Halkçı ve hatta Laik ve Entel Dantel Felsefi kelimeler terimler almıştır..
Her ne kadar bu kesim kendisini İslama ve İtizale, Reyciliğe, Kuran İslamı dedikleri bir şeylere hatta bazen Ehli Sünnet Müslümanlığına nisbet etse bu adlarla adlandırsalar da gerçekte Gulat Mürcie oldukları gibi Gulat Reyci yani Mealcidirler, ve Demokrasi Havarisidirler hatta Laiktirler.. Hak kın yerine Halkı koyan herkes kafirdir, sapkındır... Ve esasında iki yüzlüdür, zira hem halkı kutsar hem de halka tepeden bakar. Bunu sözlerinde bile görmek mümkündür, "halka inmek" "halkı kitleleri peşine takmak" örnekler çok…
Halkçı inanç ve sözlerin bu riyakar münafıkça takiyyeci iki yüzlü yahudi tipi
halka hem tepeden bakmalarından belli olur hem de ellerine güç geçtiğinde halkı takmayıp başlarına buyruk hükümler koymalarından.. Rafızi İran da gördüğümüz gibi. Madem Hak kın iradesini hakim kılmak için güya; Halkdan izin isteyerek yani rerandumla başa geldin, şimdi de kitleler Şeriata karşı yürümektedir o halde aynı mantıkla da gitmen başladığın yere Kum çöplüğüne dönmen gerekir. Bize “tekfir bir bumerangdır” diye hırlayanlara derim ki, asıl “halk bir bumerangdır”. Döner sonunda senin başına bela olur
bu düşünce! İslam halkçı değil hakçıdır.. Allah ın Dinini Hakim kılmak, İslam kanunlarını icra etmek için halka danışan, elinde cihad edebilecek askeri gücü olduğu halde sözde İslam Devletini ilan etmek için halkdan izin isteyen Humeyni gibiler tam bir Demokrat kafirdirler, kaldı ki Rafızi kafirliklerini saymaya gerek yok şu anda.. Madem halkın rızasıyla geldin şimdi niye meydanlarda halka ateş açıyor Şahı aratmayacak hale geliyorsun? Halka tabi ol, Başlangıçtaki vaadinle çelişme! İkili oynama!
Oysa "Hilafet ve hamisi Saltanat; Laiklik ve meyvesi Demokrasi" adlı eserim için çizdiğim "Çan Eğrisi" nde de isbat ve izah edildiği aşikar görüldüğü gibi batıldır ıslah adına ifsaddır her tür Halkçı ideoloji ve yöntem. Ve dediğimiz gibi bunlardaki halkçılık sadece Timsah Gözyaşıdır, Riyadır..
Halkı ve Ekseriyeti esas alan bu ideolojilerde Normal-Anormal, Suçlu-Suçsuz,
Psikopatolojik-Sağlıklı nın ölçütü olarak Halkçı tüm nizamların kullandığı usulü
yani "Avam ve Ekseriyetini" Miheng olarak kabul etme sapıklığının istatistiki çizimi olan Çan Eğri mizde de gösterdiğimiz gibi bu batıl efkara itibar edilmez,
hem batıldır hem riyakardır...
Bu mealci Efgani ci modernistlerle, Humeyni ci rafızilerin dansını ibretle
ve dikkatle takip ediyoruz.. Tarih boyunca İslam-Ehli Sünnet Halife ve Sultanları bu iki kesimin de selefleri olan zındıkların kuyruğuna bastıkları için bu sapkınlar tarihe, İslam Devletlerine, Halifelere Sultanlara Gazilere Şehidlere ve dolayısıyla da bu devletlere Tabi olmuş ya da en azından en zalim dönemlerde bile bu devletlere "Tağut" dememiş, "İslam Devleti" demiş olan, hatta adil dönemlerde Halifenin Sultanın Şeyhüslamı Kadısı Müftüsü olan Ehli Sünnet Alimlerine kıyasıya saldırmaktadırlar..
Bahsettiğim tarihi çalışmamda tokat gibi cevaplarımız vardır amma malum bahsi geçen İslamcı kesim için etiket putları önemlidir. Bizim de herhangi bir ünvan ve etiketimiz yok. Derhgimiz sitemiz tv miz de yok! Ayrıca, rafızi değiliz ki bağrına bassınlar, solcu değiliz ki baş tacı yapsınlar, felsefeci değiliz ki alkışlasınlar.. Ehli Sünnet Selefi bir Müslümanız
inşallah Akıncıyız Teröristiz o kadar..
Bu İrancı-Modernist kırması cüce camiaların ortak düşmanıdır İslam halife sultan ve alimleri.. Ve güya aklı ve hür düşünceyi de yasaklamıştır bu devletler, ve ehli beyte de düşmandır aynı devletler.. Yani, akılcı itizalcilerle rafızi şiileri ortak bir düşmana karşı bir araya getirmiş müttefik yapmıştır bu sakat mazlumiyet pozları, bu ezik pozları.. Dillerine dolamışlar bir kelimeyi, “Muztazaf da mustazaf” Tamamen sol kesimdeki “Proleterya” sevgisinin taklididir.. Ayrıca, Sanki bizler mustazaflar değiliz! Ve bin sene önce de itizalle şia kardeş idi hatta İslam Devletine karşı Haçlıyla Moğolla birlik olup ihanet edebilmekteydiler.. Aha bu gün de akılcı reyci çok bilmiş allemelerle rafızi şiiler birlikteler, aynı tasa pislemekteler.. Ve hatta bazıları açıkça ihanet etmekte Selefi Mücahidlere ve Ümmete karşı tağutlarla birlik olmakta.. Tsk ya veya Mustafa Kemal Yahudisine övgüler dizdireni bile var..
Bu modernistler Batı medeniyetine ve Sol kesime hayrandırlar, bu yönde büyük bir aşağılık kompleksleri vardır, sürekli kendilerini bu kafirlere şirin gösterme çabası içindedirler. Bir paylaşım ayeti hadisi bulsalar ya da İslam tarihinden Solcu ünlülere benzettikleri bazı zatları bulur, hemen sevindirik olur ve solculara koşarlar; 'bakıın bizde de var sizin dediğiniz paylaşım ve ortakçılık meselesi'.. 'devrimcilik bizde de var' 'hür düşünce bizde de var' 'bizde de var...'
Ve bu fırkaların dergi gazete kitap ve sitelerinde tv ve radyo vs yayınlarında hep bu özentili maymunluk, bu aşağılık kompleksi ve kendilerini solcu kafirlere
kanıtlama takıntısı göze batar.. Ve entel solda da çokça görülen bir maymunluk bunlarda da göze batar; Laf Salatası ya da Şizofren Sayıklaması denen ve adeta Ruhbilimdeki Serbest Çağrışımlı Terapi konuşmaları gibi sözler dikkati celb eder..
"Vaay be, ne kelime dedi amma!" "Derin adam!" "Çok bilgili bir abi!"
"Paneldeki hoca çoh agademiq gonuştu" dedirtmektir gayeleri..
Yani halk halk dedikleri halde hal tarafından anlaşılmamak için ellerinden
geleni yaparlar. Zaten maksat halkı eğitmek değil halka caka satmak,
halka "üstad" olmaktır.. Hiç halktan biriyle oturup kalktıklarını göremeyiz
böylesi yoğun(?) faal(?) ve her anı hayırla ve hizmetle dolu vatan kurtaran aslanların..
Adiyy Bin Hatem, Resulullah Aleyhisselam ı takip ettiğinde, daha da tanımak için, bakar ki bir yaşlı kadını saatlerce ayakta dinledi. Belki de bunak deli biri idi
ya gelininden konuşuyordu ya hayat sıkıntılarından, belli ki boş beleş konuşmalar,sadece vakit alıyor, amma burda bir sabır var şefkat var, dert dinlemek ve değer vermek var. Merhamet var vefa var. "Vallahi bunu ancak bir Peygamber yapar" diyen Adiyy iman eder müslüman olur...
Bu bahsettiğim halka tapan halkı teşrii mercii olarak gören amma halka
da tepeden bakmayı ihmal etmeyen zevatın ise herhangi bir avama bakışı
bellidir.. Kaz gelmeyecek yere yatırım yapmazlar. Felsefi bir kitab okumayan veya bir elitliği olmayan adama selam bile vermezler..