Bekijk op het forum:

2023 de Lozan anlasmasi bitince ne olacak?



Pagina's : [1] 2 3

kurtSHITstan
25-03-2013, 22:01



tayyip butun kurumlari ozellestirdi savas ciksa telefon hatlarimiz bile yabancilarda, limanlar yabancilarda bankalar yabancilarda, seri uretim yok vs 2023 de Turkiye de neler olacak lozan anlasmasi bittiginde?

Sepetcioglu
25-03-2013, 22:03
Antlasmanin bitecegine dair bir kaynagin var mi?

kurtSHITstan
25-03-2013, 22:11
Lozan antlaşması 1923 - bitiş tarihi 2023 ( anlaşma 100 yıl) Lozan Antlaşması Ne Zaman Bitiyor? Lozan'ın geçerlilik süresi 100 yıldır.İmzalanma tarihi 24 temmuz 1923'tür.Yürürlülüğü devam etmektedir.Lozan Antlaşması İsmet İnönü tarafından imzalanmış olup,Türkiye ile Fransa,Japonya,İtalya,Birleşik Krallık,Yunanistan,Romanya ve Yugoslavya arasında imzalanmıştır. Lozan Antlaşması Tarihi Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Lozan Üniversitesi salonunda imzalanmış barış antlaşmasıdır. Konferansa önce Başvekil Rauf Orbay katılmak istemiştir. Fakat Atatürk İsmet Paşa'nın katılmasını istemiştir. (Nedeni; Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzayanların vatan haini olarak kabul edilmesidir. Buna bağlı olarak Mustafa Kemal, Lozan'a Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayan Rauf Orbay yerine İsmet İnönü'yü göndermeyi uygun bulmuştur.) Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından sonra İtilaf Devletleri 28 Ekim 1922'de TBMM Hükümeti'ni Lozan'da toplanacak olan barış konferansına davet ettiler. Mustafa Kemal Paşa Mudanya görüşmelerine de katılan İsmet Paşa'nın Lozan'a baştemsilci olarak gönderilmesini uygun buldu. İsmet Paşa Dışişleri Bakanlığına getirildi ve çalışmalar hızlandırıldı. İtilaf Devletleri Lozan'a İstanbul Hükûmeti'ni de davet ettiler. Bu duruma tepki gösteren TBMM, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. TBMM Hükûmeti Lozan Konferansı'na katılarak Misak-ı Milliyi gercekleştirmeyi, Türkiye'de bir Ermeni devletinin kurulmasını engellemeyi, kapitülasyonları kaldırmayı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki sorunları (Batı Trakya, Ege adaları, nüfus degişimi, savaş tazminatı) çözmeyi ve Türkiye ile Avrupa devletleri arasındaki sorunları (ekonomik, siyasal, hukuksal) çözmeyi amaçlamış Ermeni yurdu ve kapitülasyonlar hakkında anlaşma sağlanamazsa görüşmeleri kesme kararı almıştır. 20 Kasım 1922'de Lozan görüşmeleri başladı. Osmanlı borçları, Türk - Yunan sınırı, boğazlar, Musul, azınlıklar ve kapitülasyonlar üzerinde uzun görüşmeler yapıldı. Ancak kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un boşaltılması ve Musul konularında anlaşma sağlanamamıştır. Temel konularda tarafların tavize yanaşmaması ve önemli görüş ayrılıkları çıkması üzerine 4 Şubat 1923'te görüşmelerin kesilmesi savaş ihtimalini yeniden gündeme getirmiştir. Mareşal Mustafa Kemal Paşa Türk Ordusu'na İzmit ve Silivriye yığınak yapmasını emretmiştir. Bunun üzerine İzmit ve İstanbul'a karşı yığınak yapmaya başlandı. Taraflar arasında karşılıklı verilen tavizler ile görüşmeler 23 Nisan 1923'te tekrar başlamış, 23 Nisan'da başlayan görüşmeler 24 Temmuz 1923'e kadar devam etmiş ve bu süreç Lozan Barış Antlaşması'nın imzalanması ile sonuçlanmıştır. Lozan Antlaşmasının Sonuçları Türkiye-Suriye Sınırı: Fransızlarla imzalanan Ankara Anlaşması'na göre kabul edilmiştir. Irak Sınırı: Musul üzerinde antlaşma sağlanamadığı için, bu konuda İngiltere ve Türkiye Hükûmeti kendi aralarında görüşüp anlaşacaklardı. Türk-Yunan Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirlenen şekliyle kabul edildi. Meriç Nehri'nin batısındaki Karaağaç istasyonu ve Bosnaköy, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık, savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi. Adalar:Gökçeada ile Bozcaada Türkiye'de, diğer Ege Adaları Yunanistan'da kaldı. Yunanistan'ın Türk sınırına yakın adaları silahsızlandırması kararlaştırıldı. Böylece, Balkan Savaşı sonrasında imzalanan Atina Antlaşması (1913) gereğince I. Dünya Savaşı başladığında ve savaş boyunca da Osmanlı toprağı olarak kalan Ege adaları Yunanistan'a bırakılmış oldu. Türkiye-İran Sınırı: Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'na göre belirlenmiştir. Kapitülasyonlar: Tamamı kaldırıldı. Azınlıklar: Lozan Barış Antlaşması'nda azınlık, Müslüman olmayanlar olarak belirlenmiştir. Tüm azınlıklar Türk uyruklu kabul edildi ve hiçbir şekilde ayrıcalık tanınmayacağı belirtildi. Antlaşmanın 40. maddesinde şu hüküm yer almıştır: "Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk uyrukları, hem hukuk bakımından hem de uygulamada, öteki Türk uyruklarıyla aynı işlemlerden ve aynı güvencelerden yararlanacaklardır. Özellikle, giderlerini kendileri ödemek üzere, her türlü hayır kurumlarıyla, dinsel ve sosyal kurumlar, her türlü okullar ve buna benzer öğretim ve eğitim kurumları kurmak, yönetmek ve denetlemek ve buralarda kendi dillerini serbestçe kullanmak ve dinsel ayinlerini serbestçe yapma konularında eşit hakka sahip olacaklardır."[2] Batı Trakya'daki Türklerle, İstanbul'daki Rumlar dışında, Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türkler'in mübadele edilmeleri kararlaştırıldı. Savaş tazminatları: İtilaf Devletleri, I. Dünya Savaşı nedeniyle istedikleri savaş tazminatlarından vazgeçtiler. Sadece Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç bölgesini verdi. Osmanlı'nın borçları: Osmanlı borçları, Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılan devletler arasında paylaştırıldı. Türkiye'ye düşen bölümün taksitlendirme ile Fransız frangı olarak ödenmesine karar verildi. Düyun-u Umumiye de böylece tarihe karıştı. Boğazlar: Boğazlar, görüşmeler boyunca üzerinde en çok tartışılan konudur. Sonunda geçici bir çözüm getirilmiştir. Buna göre askeri olmayan gemi ve uçaklar barış zamanında boğazlardan geçebilecekti. Boğazların her iki yakası askersizleştirilip, geçişi sağlamak amacıyla başkanı Türk olan uluslararası bir kurul oluşturuldu ve bu düzenlemelerin Milletler Cemiyeti'nin güvencesi altında sürdürülmesine karar verildi. Böylece Boğazlar bölgesine Türk askerlerinin girişi yasaklandı. Bu hüküm, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile değiştirilmiştir.[1] Yabancı okullar: Eğitimlerine Türkiye'nin koyacağı kanunlar doğrultusunda devam etmesi kararlaştırıldı. Patrikhaneler: Dünya Ortodokslarının dini lideri durumundaki patrikhanenin siyasi yetkilerinden arındırılarak İstanbul'da kalmasına izin verildi. Montrö boğazlar sözleşmesi 1936 - bitiş tarihi 1956 (20 yıl) sözleşmeyi imzalayanlar ses çıkartmadığı ürece devam ama ses çıktımı boğazlar bizden gidecek !! Boğazların statüsü ve gemilerin geçiş rejimi ile her zaman yakından ilgilenen İngiltere'nin Türkiye'yi desteklemesine paralel olarak Balkan Antantı Daimi Konseyi'nin 4 Mayıs 1936'da Belgrad'da yaptığı toplantıda, Türkiye'nin teklifini destekleme kararı alınmıştır. Türkiye'nin girişimi Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin diğer akitleri tarafından da kabul edilince, boğazların rejimini değiştirecek olan konferans, 22 Haziran 1936'da İsviçre 'nin Montrö kentinde toplanmıştır. İki ay süren toplantılardan sonra, 20 Temmuz 1936'da imzalanan yeni Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin kısıtlanmış hakları iade edilmiş ve boğazlar bölgesinin egemenliği Türkiye'ye geçmiştir. Türkiye daha önce Sovyet Rusya ile yaptığı anlaşma uyarınca (saldırmazlık antlaşması) Sovyet Rusya'nın da desteği alınmıştır.

kurtSHITstan
25-03-2013, 22:12
tayyit bosuna hedef 2023 demiyor ;)

Yenihan
25-03-2013, 22:32
2023 bohu yedigimiz sene olacak

SERGIO
25-03-2013, 22:48
2023te SEVR devreye girer, hedefte zaten bu degil mi PeKeKe ve AKePe el ele

KasSer
25-03-2013, 22:48
2023 bohu yedigimiz sene olacak Ne gibi?

KingKong
25-03-2013, 23:00



Je geeft de westerse zwijnen en hun Armeense en Griekse helpers een pak slaag, sluit verdrag en zegt dat het 100 jaar geldig is. Dus niet. Een verdrag zoals die van Lausanne zal nooit een termijn in zich dragen. Turken zullen dat nooit gesloten hebben, na zoveel bloedvergieten en leed aangericht door de westerse zwijnen.

Sepetcioglu
25-03-2013, 23:11
Je geeft de westerse zwijnen en hun Armeense en Griekse helpers een pak slaag, sluit verdrag en zegt dat het 100 jaar geldig is. Dus niet. Een verdrag zoals die van Lausanne zal nooit een termijn in zich dragen. Turken zullen dat nooit gesloten hebben, na zoveel bloedvergieten en leed aangericht door de westerse zwijnen. Dit denk ik ook ja.

delidolu123
25-03-2013, 23:15
Suriye ve Irak'taki Kurt kardeslerimizle bir olup, muta nikahi kiyan sapik sia'ya karsi ehli sunnet blogu olusturacaz..

SERGIO
25-03-2013, 23:48
Suriye ve Irak'taki Kurt kardeslerimizle bir olup, muta nikahi kiyan sapik sia'ya karsi ehli sunnet blogu olusturacaz.. vay amk bu gunlerde herkes hepimiz kardesiz turkusu soyluyor

delidolu123
25-03-2013, 23:52
Islam'in sanini serefini acemlerin elinden kurtaracaz. Bunu yaparkende terore ve kurt fasizmine darbeyi vuracaz. En azindan hedef bu..

SERGIO
25-03-2013, 23:56
Islam'in sanini serefini acemlerin elinden kurtaracaz. Bunu yaparkende terore ve kurt fasizmine darbeyi vuracaz. En azindan hedef bu.. he he senelerdir ayni seyler bi cihat demedigin kaldi, onuda de tam olsun sakali birakiriz, sariklari takariz birde rus sponsoru bulduk mu tamamdir bu is. is bitikten sonra birde hilafeti getirdik mi mission completed.

Mr_Bruinsma
26-03-2013, 00:04
Theodor Herzl moest bij zijn zionistische meesters verantwoording afleggen nadat hij op bezoek was geweest bij Abdul Hamid Han. Theodor Herzl vroeg aan Abdul Hamid of Palestijnse grondgebieden verkocht konden worden. Abdul Hamid weigerde dit en verdreef hem het Rijk uit. Theodor Herzl legde dus zijn verhaal uit bij zijn meesters. Hij waarschuwde dat Abdul Hamid van alles op de hoogte was en dat ze hierdoor niet verder moesten aarzelen voordat Abdul Hamid actie zou ondernemen. Zijn zionistische meesters werden woedend op Theodor en zeiden: ''Denk je nou echt dat wij onze grote missie (grote-Israel) door jouw schijterig houding zullen verlaten? Groot-Isrlael is onze religie! Zit Abdul Hamid ons dwars? Dan zullen wij hem van zijn troon afhalen.'' Theodor antwoordde erop: '' De nieuwe Ottomaanse leider zal het ook niet toestaan’’. Waarop de vrijmetselaren weer antwoord gaven: ‘’Dan zullen wij de Ottomaanse Rijk vernietigen!’’ Theodor ging verder: ‘’ Stel Israel wordt gesticht, dan zal het omringd zijn door Islamitische landen. Zij zullen ons weer de zee indrijven.’’ Hierop gaven de vrijmetselaren hun laatste antwoord op: ‘’Dan zullen wij de Islam binnen honderd jaar vernietigen!!’’ Daarna zijn de zionisten in 1897 te Basel bijeenkomen en hebben een conferentie gehouden. Ze hebben de drie boven genoemde punten tot doelstelling verklaard. 1. Abdul Hamid is van troon afgehaald 2. Ottomaanse Rijk is vernietigd 3. Islam (zijn ze nog mee bezig) Als we even bij punt drie stilstaan, zien we inderdaad dat zij nog steeds hard bezig zijn om de oorsprong van Islam te verzwakken. Dit doen ze doormiddel van nieuwe stromingen en groeperingen brengen zoals Nurcu groepering met Fethullah als hoofd. Dit zorgt ervoor dat een groot groep mensen hieraan verbonden raken. Onbewust zullen zij de zaken die zij meekregen opvolgen. Ilimli Islam als grote voorbeeld. AKP is ook niets anders dan een partij die in naam van Islam de mensen manipuleert en stemmen wint. AKP eenmaal aan de macht, dan zullen zij hun politiek volgens de agenda van de zionisten uitvoeren. Daarom, om de dag van vandaag te begrijpen moet je terug kijken naar de geschiedenis. Lausanne is niets anders dan een time-out. Honderd jaar geleden was het geweld, dag van vandaag is het een bedekte oorlogsvoering. Saygilarla.

FatihPasha
26-03-2013, 00:17



Theodor Herzl moest bij zijn zionistische meesters verantwoording afleggen nadat hij op bezoek was geweest bij Abdul Hamid Han. Theodor Herzl vroeg aan Abdul Hamid of Palestijnse grondgebieden verkocht konden worden. Abdul Hamid weigerde dit en verdreef hem het Rijk uit. Theodor Herzl legde dus zijn verhaal uit bij zijn meesters. Hij waarschuwde dat Abdul Hamid van alles op de hoogte was en dat ze hierdoor niet verder moesten aarzelen voordat Abdul Hamid actie zou ondernemen. Zijn zionistische meesters werden woedend op Theodor en zeiden: ''Denk je nou echt dat wij onze grote missie (grote-Israel) door jouw schijterig houding zullen verlaten? Groot-Isrlael is onze religie! Zit Abdul Hamid ons dwars? Dan zullen wij hem van zijn troon afhalen.'' Theodor antwoordde erop: '' De nieuwe Ottomaanse leider zal het ook niet toestaan’’. Waarop de vrijmetselaren weer antwoord gaven: ‘’Dan zullen wij de Ottomaanse Rijk vernietigen!’’ Theodor ging verder: ‘’ Stel Israel wordt gesticht, dan zal het omringd zijn door Islamitische landen. Zij zullen ons weer de zee indrijven.’’ Hierop gaven de vrijmetselaren hun laatste antwoord op: ‘’Dan zullen wij de Islam binnen honderd jaar vernietigen!!’’ Daarna zijn de zionisten in 1897 te Basel bijeenkomen en hebben een conferentie gehouden. Ze hebben de drie boven genoemde punten tot doelstelling verklaard. 1. Abdul Hamid is van troon afgehaald 2. Ottomaanse Rijk is vernietigd 3. Islam (zijn ze nog mee bezig) Als we even bij punt drie stilstaan, zien we inderdaad dat zij nog steeds hard bezig zijn om de oorsprong van Islam te verzwakken. Dit doen ze doormiddel van nieuwe stromingen en groeperingen brengen zoals Nurcu groepering met Fethullah als hoofd. Dit zorgt ervoor dat een groot groep mensen hieraan verbonden raken. Onbewust zullen zij de zaken die zij meekregen opvolgen. Ilimli Islam als grote voorbeeld. AKP is ook niets anders dan een partij die in naam van Islam de mensen manipuleert en stemmen wint. AKP eenmaal aan de macht, dan zullen zij hun politiek volgens de agenda van de zionisten uitvoeren. Daarom, om de dag van vandaag te begrijpen moet je terug kijken naar de geschiedenis. Lausanne is niets anders dan een time-out. Honderd jaar geleden was het geweld, dag van vandaag is het een bedekte oorlogsvoering. Saygilarla. Gek dat je vrijmetselaars hier zo negatief afschildert, terwijl....neyse.

Pagina's : [1] 2 3